21 Nisan 2018 Cumartesi

Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Sude Naz Küçükkahveci

Çocuk sahibi olmak, onların başarılarıyla gurur duymak, herkese nasip olsun inşallah. Benim prensesim dün Denizli Büyükşehir Belediye Bakanlığı koltuğuna oturdu. 23 Nisan'da böylesine güzel bir uygulama yapan devlet büyüklerimize önce teşekkür ederiz. Her anne baba çocukları ile gurur duymak ister. Bizde gururlandık. Gözlerimiz doldu. Sevindik. Onları en iyi şartlarda yetiştirebilmek için, bizlerin yaşaması imkansız olan her imkanı onlara sunabilmek için yarışır haldeyiz evlerimizde. Yeterki her konuda fikirleri olsun. Geleceklerini inşa ederlerken bizim de çorbada tuzumuz olsun. Vatanını, toprağını, bayrağını bilip sahip çıksınlar. Hepsi bu. Hepsi bunun için. Bizler yaş kemale erdi dediğimiz zamanlarda, onlar bayrağı devralıp, kendi çocuklarına daha da büyük imkanlar sunabilsinler. Tek temennimiz bu ve buna benzer düşüncelerle, güzel prensesimi kutluyorum bir kez daha. Umarım gelecekte, bu makamları dolduracak, bilgi, beceri, kültür ve görgüyü onlara verebiliriz.
Allah utandırmasın.

Basında çıkan haberler;

Başkan Zolan, koltuğunu 4. sınıf öğrencisine devretti 

Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Zolan, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla koltuğunu 4. sınıf öğrencisi Sude Naz Küçükkahveci'ye devretti. 

Denizli Büyükşehir Belediyesi Kent Konseyi Çocuk Meclisi üyeleri ile Saadet Erikoğlu İlkokulu ve Hacı İbrahim Demireren Cumhuriyet ilkokulu öğrencileri 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Zolan’ı ziyaret etti. Ziyarete, Kent Konseyi Başkanı Ali Değirmenci ile Kent Konseyi Genel Sekreteri Baran Akın da eşlik etti. 

Başkan Zolan, ziyarette koltuğunu 4. sınıf öğrencisi Sude Naz Küçükkahveci'ye devretti. Başkanlık makamına oturan Küçükkahveci, 23 Nisan'ı bayram ilan eden Mustafa Kemal Atatürk'ün çocuklara verdiği önemi gösterdiğini belirterek, "Ülkemiz ve tüm dünya çocuklarının bayramını şimdiden kutluyorum. Denizli'deki tüm çocukları temsilen siz değerli başkanımın koltuğuna vekaleten oturmaktan onur duyuyorum" dedi.

Çocuklarla bir süre sohbet ederek isteklerini dinleyen Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Zolan, koltuğunu geleceğin mimarlarına emanet etmekten mutluluk duyduğunu söyledi. TBMM'nin kuruluşunu ve önemini anlatan Başkan Osman Zolan, şöyle konuştu: "TBMM yoksa demokrasiden bahsetmek mümkün değil. TBMM kurulduğu gündeki ruhla ülkemize hizmet etmeye devam edecektir. Ziyaretiniz için teşekkür ederim. İnşallah bayramınızın 100. yılını da hep birlikte kutlayalım" diyerek, tüm çocukların 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını tebrik etti. 

Birlikte hatıra fotoğrafı çektiren Başkan Zolan, ziyaretin sonunda çocuklara boyama kalemi, resim defteri, satranç takımı, kalemlik ve çanta hediye etti.




30 Ocak 2018 Salı

THY Denizli Yolcularından özür dilemeli



IHA - Denizli’den, İstanbul’a gidecek olan ve 110 yolcusu bulunan uçak motor arızası nedeniyle hangara çekildi. Denizli Çardak Hava Meydana İşletmesi yetkililerinden alınan bilgiye göre, İstanbul seferini yapan 06.25 uçağında sabah saatlerinde motor arızası meydana geldi. Kalkışa geçmek için piste giren uçak, motorunda meydana gelen arızadan dolayı havalanamayınca pist sonunda kaldı. Bunun üzerine yetkiler içerisinde 110 yolcunun bulunduğu uçağı boşaltarak pistte arızayı gidermeye çalıştı. İkinci defa 90 yolcusu ile kalkış manevrası yapmak isteyen uçak bunda da başarılı olamayınca hangara çekildi. Yolculardan bir kısmının biletlerini iptal ettikleri geri kalan kısmının THY’ye ait 14.50 uçağı ile İstanbul’a götürüleceği öğrenildi. Bu ihlas haber ajansının haberi. Devamında tek bir anons yapmadan bizi uçakta aç susuz bekleten #thy Bodrum isimli çağın pilotlarına, krizi yönetemeyip bizimle gülerek geçiştiren #cardakhavalimanı yetkililerine, #thy çardak ofis elemanının pasif ve yetkisiz bir durum sergileyerek, herkesi saatlerce gergin bir ortama sokan zatı muhtereme, ikinci denemeden önce 1 saate yakın 90 kişiyi sayamayan #celebi yer ekibine, verecekleri sadece ayran ve tost için "hepsi hazır olmadan veremeyiz" diyerek soğumuş ve buhardan ıslanmış kesekağıdında tost veren havalimanındaki #cafedenizli personeline teşekkür mü etmeliyiz?

Aslında söylenecek çok şey var ama maalesef kimse görevini nitelikli ve bilinçli yapmadığı için mağdur olan hep biz olalım bir kez daha.

Temennim aynı olayın bu saydığım kişilerin de başına gelmesi. Üstelik yetişmesi gereken bir randevuları varken, hastaları varken, tatile çıkarken, düğüne giderken, bağlantılı uçarken, inşallah aynı durumu dibine kadar yaşarlar. Yolcu haklarına göre ikram yapılması gerekir. Verilen ikram @turkhavayollari için yakışık almadı. Buna ilaveten öğlen olunca tost ve ayranla geçiştirmek bana kalırsa sıçtığını sıvamak oldu. Zaten gergin olan yolculara zamanında yapılamayan anonslar ve THY Çardak büro elemanının yetersiz ve saçma sapan cevaplarına bir de 4440489 numarayı arayıp bilet iptali isteyince call center elemanının tekrar topu büro elemanına atması ve biz çardak da beklerken uçağın İstanbul'da görünmesini de eklersek. Daha neler neler.

Aç susuz saatlerce bekleyen ve zaten iki kez uçağa binip sert fren yemiş nevri dönmüş yolcuya meyve suyuyla çubuk kraker ikram etsen ne olur.

Aynı olayı acaba İzmir yada İstanbul hatta Ankara'da yaşasaydık ne olurdu? Tabiki anlıyoruz sizi. Burası taşra. Siz sırça köşklerinizde oturup, uçak 30 dakika gecikse, hemen feryat figana başlarsınız. Biz kalkacağına dua etmekten başka çaresi olmayan taşralılar olarak siz rahat edin diye katma değer yaratmaya devam edelim. Eğer inancınız varsa öte dünyada iki elimiz de yakanızda olacak haberinizi olsun... Bugün gönlümüzde yer edinmiş gururumuz olan THY'nin bambaşka bir yüzü ile karşılaştım ve çok üzüldüm.

Dünyanın en büyük havayolu olma hedefine çok uzak olduğunu gördüm ve birkez daha üzüldüm.

2 Ekim 2017 Pazartesi

Perakende Satışın En Önemli Tanıtım Materyali; ÜRÜN/HİZMET FOTOĞRAFI

Bir çok orta ve küçük ölçekli kurumun ürettiği ürünlere, açtığı mekana veya verdiği hizmetlere yaptığı yatırım maliyetleri arasında fotoğraf, video gibi görsel içeriğin halen çok yetersiz olduğu kanaatindeyim.
Halen cep telefonu ile çekilmiş fotoğraflarla e-ticaret işi sürdürmeye çalışan, basılı tanıtım materyalleri ya da en önemlisi sosyal medya mecralarında ürününü, mekanını ya da hizmetini tanıtmak için kullandığı görseller konusunda bazı maliyetlere katlanmakta çekimser kalan çokça firma bulunuyor. 
Oysa ürününüz, tüketici nezdinde ancak fotoğrafı kadar iyi olacaktır. 
Web siteniz, sosyal medya hesaplarınız, vereceğiniz ilanlar, PR çalışmalarınız, kataloglarınız, broşürleriniz, menünüz, size bir kimlik oluşturan tüm mecraların en önemli hammaddesi mutlak surette kullandığınız fotoğraflar olacaktır. Görsel algının günümüzde, yazılı metinlerden çok daha etkili olduğu kesindir.
Yine bazı firmaların tercih ettiği stok fotoğraflar sizi orijinal ve farklı kılmaktan çok uzak bırakacak. Özgün içeriğinizi üretmedikçe büyüme konusunda yol almakta mutlaka zorlanacaksınızdır.
E-Ticaret, Sosyal Medya, Web Sitesi, Basılı Tanıtım Materyalleri, Reklam-İlan ve PR çalışmaları gibi çok çeşitli alanlarda kullanım ihtiyacı olan profesyonel fotoğraf çekimi, video prodüksiyonları, tanıtım filmleri gibi çok yönlü işler için mutlaka konusunda uzman kişilerle çalışmalısınız.
Yardım lazımsa bana ulaşın, yönlendirme yapayım...

29 Eylül 2017 Cuma

Organize Sanayi Bölgelerinde çalışanlar ve çalışmayanlar

Organize Sanayi bölgelerinde çalışanlarla, şehir merkezinde yada sanayi bölgelerinde çalışmayanlar arasında "temiz hava" farkı var. 

Soluduğumuz bu hava bize ne gibi zararlar veriyor acaba? Bu konuda devletin ne gibi yaptırımları var?

Organize Sanayi bölgelerinde çalışanların sosyal güvenlik ödemeleri, diğer yerlerde çalışanlara göre daha farklı olamaz mı?

Bu konuların muhatabı kimler?

Bu fotoğraf 29 Eylül 2017 tarihinde Denizli Organize Sanayi Bölgesinde çekildi. 

Ya da belkide organize sanayi bölgeleri çeşitlendirilmeli. Dökümcüler, mermerciler, tekstilciler sanayi siteleri. Ağır sanayi ve bunun gibi olan fabrikaları mümkün olduğu kadar insanlardan uzakta ve sıkı denetimlere maruz bırakarak ticari faaliyet yapmalarına izin vermek gerekiyor.

Şimdi diyeceksiniz ki burası Türkiye. Dayısı olan var olmayan var. Dayısı olan işini yürütür. Olmayan yürütemez.

Bizim dayımız olmadı hiç. Denizli organize sanayi bölgesine fiber internet yıllar önce gelmiş. Kullanan çok insan var. Yılbaşından bu yana başvurmadığımız yer kalmadı. Fabrikamızın önündeki kutudan, içeriye bağlatamadık.

Muhatap yok, dayımız yok, kimsemiz yok. Sonuç bağlatamazsın...

Tarihe not düşelim o halde. 2017 yılında halen iktidar yanlılarının boruları ötüyor. Eğer yanlı değilseniz hiçbir devlet işiniz yürümüyor.

Bizlerde inançlıyız en az sizler kadar. Eğer inandığımız Allah aynı ise sesimizi duyun. Yoksa her iki cihanda da ellerimiz yakalarınızda olacaktır.


11 Temmuz 2017 Salı

MACHİNE LEARNİNG GÜMBÜR GÜMBÜR GELİYOR: ARTIK DEVİR M2M PAZARLAMA DEVRİ


Her gün dünyanın yaşadığı değişimi, bu değişimin yarattığı fırsatları konuşuyoruz. Artık makinelere daha fazla iş yüklüyor ve yavaş yavaş insan gücünü devreden çıkarıyoruz. Artık otomobil sürücülerinin, kamyon şoförlerinin ya da fabrika işçilerinin işsiz kalacağını öngörmek fütürizm değil.

Endüstri 4.0 kavramıyla birlikte artık fabrikalarda ışıklandırma sistemlerinin kurulmadığını çünkü artık çalışacak insan olmadığını kavradı herkes. Peki bu yaşanan değişimin pazarlama sektörüne olan etkisi ne olacak? Machine Learning pazarlamayı nasıl etkileyecek?

Machine Learning geçmişteki verileri kullanarak gelecekte alınması gereken aksiyonları sistemlerin tahmin etmesi ve bu tahminlere dayalı olarak yeni aksiyonları geliştirmeleri diyebiliriz. Şuanlık muhteşem bir ilerleme kaydedilmiş olsa da alınması gereken çok yol olduğu ortada. Örneğin Microsoft’un Twitter’da öğrenen bir bot olarak çıkardığı @tayandyou hesabını insanlar o kadar farklı verilerle donattılar ki, hesap bir nazi hesabına dönüştü. Machine Learning doğası gereği öğrenme süreci uzun bir sistem. Nasıl insanlar çocukluklarında saçma sapan şeyler yapıyorsa bu sistemlerde öğrenme sürecinde saçmalayabiliyorlar. 2 yaşında bir bebek küfür ettiğinde gülüyor, aynı bebek büyüyüp küfür ettiğinde kavga ediyoruz.

Machine Learning’in sunduğu şey basit otomasyon sistemlerinden çok daha farklı. Otomasyon dediğimizde aynı işi tekrarlayan sistemler aklımıza gelebilir. Örneğin hazırladığınız içeriğin her gün saat 15:00’te paylaşılması bir otomasyon. Ancak Machine Learning içeriğin de hazırlanmasını kapsıyor. Yani her gün aynı işi yapanlar için çanlar uzun zamandır çalıyordu, artık belli bir sistematikte işini yapanlar için de çalıyor.

Adwords hesap yönetimini ele alalım. En uygun metin ve görsel ile en uygun tekliflendirmeyi gerçekleştirerek reklam veriyorsunuz. Bunu Machine Learning’e devredeceğiz. Zira hangi zaman aralıklarında en uygun tekliflendirme olacağını sistem bizden çok daha iyi tahmin edebilir. Bundan önce hangi saat aralıklarında tekliflendirme kaç liradandı? Bir sonraki saat kaç liradan olacak? Diğer yandan Machine Learning konuşabiliyor da. Dilimizi öğrenebiliyor. Mantıklı, en azından dünyada konuşan insanların %90’nından daha mantıklı konuşabiliyor çoğu zaman. Aklınıza ilk Botego’nun geliştirdiği “Merve’yi Tavla” oyunu geldi büyük ihtimalle. Hayır, biraz daha ileri bir sistemden bahsediyorum. Machine Learning sizin yerinize “en yüksek dönüşümü gerçekleştirecek” metinleri tahmin edebilir. Çünkü sisteme bundan önceki reklamların verisini hatta hedef kitlenize ait verileri girebilirsiniz. Örneğin hedef kitlenizin izinlerini Facebook Marketing API ile aldınız. Kitleye ait tüm Facebook hareketlerini görebiliyorsunuz. İnsan faktörü bu kadar veriyi işleyemez, sadece belirli tahminlerde bulunabilir fakat Machine Learning bu kitleye yönelik onlarca farklı hedeflemeyi saniyeler içerisinde yapıp en düşük TBM ile konuyu kapatabilir. Aynı şeyler Facebook ya da Twitter reklamları için de geçerli. Önümüzdeki bir kaç yıl içerisinde reklam yönetimleri tamamen otomasyona bağlanmış olacak. Programatik gibi düşünün.





Şirketlerin yüksek meblağlar ödediği donanımlara da gerek kalmayacak. Bir tasarımcı için alacağınız 10bin TL’lik bir bilgisayar yerine artık RDP (Remote Desktop) ya da VDI alacaksınız. Uzak masaüstünde yüksek konfigürasyonlu bir bilgisayarınız olacak, yanınızda donanım taşımayacak ve her yerden bağlanabileceksiniz. Yalnızca bir monitöre ihtiyacınız olacak. Aradan çıkan donanımlar ilk olarak pazarlama sektörünce benimsenecektir diye düşünüyorum. Çünkü dünyanın “ilk benimseyenler”i daha çok pazarlamacılardan çıkıyor diye düşünüyorum. Bu da tabii ki ofis ihtiyacını biraz daha azaltmış olacak. Şirket bilgisayarı dahi bulutta olduktan sonra insanların birlikte çalışmaları için bir neden kalmamış olacak. Toplantılarda gelişen VR teknolojsi ile tamamen sanal ortama taşınmış olacak. Yani demem o ki şu “eski kafalı” yöneticileri zor günler bekliyor!

Arka tarafta çalışan bir makine olduğunda kişiselleştirme şansı da artmış olacak. Son zamanlarda daha fazlaca görmeye başladığımız kişiselleştirilmiş videolar, kişiselleştirilmiş e-mailler altın çağını yaşayacak.
 
Burger King’in yakaladığı fikir oldukça önemli. Artık cihazların birbiriyle iletişim kurduğu bir döneme giriyoruz. Machine Learning’i yalnızca sistemin bir şeyler öğrenmesi ve ona göre aksiyon alması olarak değerlendirmemek lazım. Artık buzdolabındaki yumurtalar bittiğinde otomatik sipariş veren akıllı buzdolaplarını konuştuğumuz bir dönemdeyiz ve akla şu soru geliyor. Buzdolabı hangi yumurta markasını satın alacağına nasıl karar verecek? Neden “insan” gelip şu markayı al desin ki buzdolabına? Machine Learning bu karar aşamasında da devreye girebilir. Hangi yumurta markasının daha iyi olduğuna ya da bizim hangi markayı daha çok seveceğimize neden karar veremesin? Bundan önce hangi yumurtayı beğendiğimizi biliyor. Zira evdeki eşyalar bizim konuşmalarımızı dinliyor, akıllı saatlerimiz hangi yumurtayı yerken kalp atışlarımızın hızlandığını biliyor.

B2B ya da B2C devri bitti, devir H2H devri diye sevdiğim bir söz var. Hayır, artık devir M2M devri olacak! Satışlar artık makineden makineye olacak. Makineler seveceğimizi düşündüğü inputları belirleyecek ve ona göre satınalma kararlarını verecek. Aslında biz pazarlamacılar yine insanları etkilemeye çalışacağız fakat arada bir aracı olarak makine ile karşılaşacağız. Makinenin ne karar vereceğini etkilemeye çalışan pazarlamacıları bir düşünün.

Algoritma artık sadece liselerde işlenen bir matematik konusu olmaktan çıkmalı. Özellikle de pazarlamacılar için. Makinelerin nasıl düşüneceğini çok daha iyi kavramamız gerekiyor. Pazarlamanın bu yeni çağına adapte olmamız gerekiyor. Çok bilinen bir sözü şu şekilde çevirebiliriz;
1 yıl boyunca aç kalmak istemiyorsan, Adwords öğren. 5 yıl boyunca aç kalmak istemiyorsan, Analytics öğren. 50 yıl boyunca aç kalmak istemiyorsan, Algoritma öğren!

Machine Learning(Bence TDK Drone yerine bu kelimeyle uğraşmalı) gelişimini tamamlamak üzere. Türkiye’de çok fazla hissetmemiş olmamız tamamen sistemi hep İngilizce üzerine çalıştırmaya çalışan insanların olmasından. Türkiye’de bu alana kaymış yeteri kadar insan yok. Yazılımcıların bu alana kaymaya başlaması ve CPU fiyatlarının düşmesiyle birlikte artık yazılımcı dediğimizde Machine Learning Uzmanı anlayacağız. Zira web sitesi ya da mobil uygulama hazırlamak da artık herkesin yapabileceği bir iş olmaya doğru gidiyor. Web Site Builder’lar her geçen gün gelişiyorlar. Nasıl bir çok pazarlamacının yerini makineler alacaksa, kendisini geliştirmeyen yazılımcıların da yerini makineler alacak. Hatta belki daha önce.